İnsan, yaşamı boyunca yalnızca anılar biriktirmez; aynı zamanda görünmeyen yükler de taşır. Bu yüklerin en ağırlarından biri ise, çoğu zaman fark edilmeden büyüyen ve içten içe insanı kemiren “keşke”dir. Evet, yanlış duymadınız… Hayatın birçok yarasına merhem bulunabilir; kırılan kalpler onarılabilir, kaybedilen yollar yeniden keşfedilebilir. Fakat “keşke”nin bıraktığı iz, çoğu zaman silinmez. Çünkü o, yaşanmamış ihtimallerin, ertelenmiş cesaretlerin ve yarım bırakılmış hikâyelerin sessiz yankısıdır.
İnsan aslında ne yapması gerektiğini çoğu zaman bilir. İçinde bir yerlerde, doğru olanın sesi hep konuşur. Ancak o sesi dinlemek cesaret ister. İşte tam da bu yüzden, pek az insan geleceği düşünerek bugünü yaşayabilir. Çoğu kişi, anın konforuna sığınır; risk almaktan, hata yapmaktan ya da eleştirilmekten çekinir. Ve zaman, sessizce akıp giderken, geriye dönüp bakıldığında bir cümle yankılanır zihinde: “Keşke…”
Bugün ile geçmiş ve gelecek arasında sağlam bir köprü kuramamak, insanın kendine yaptığı en büyük haksızlıklardan biridir. Çünkü geçmiş, ders alınmadığında bir yük; gelecek, düşünülmediğinde bir belirsizlik hâline gelir. Oysa hayat, bu üç zaman diliminin dengesiyle anlam kazanır. Her insan hata yapar. Hata, insan olmanın kaçınılmaz bir parçasıdır. Asıl mesele, o hataların içinde kaybolmak değil; onları birer öğretmene dönüştürebilmektir. Çünkü insan, hatalarından ders çıkardığı ölçüde olgunlaşır ve bir sonraki sayfada daha bilinçli bir kalem tutar.
Çoğu zaman insan, hayatını düzenli ve planlı bir şekilde sürdürdüğünü düşünür. Her şey yolunda gibi görünür. Ta ki o “son an” gelene kadar… İşte o an, insanı en çok sarsan andır. Çünkü o noktada karşılaşılan şey çoğu zaman bir sonuç değil, bir yüzleşmedir. Ve bu yüzleşmenin adı çoğu zaman “keşke” olur.
Peki, insanı bu kaçınılmaz pişmanlığa sürükleyen nedir?
Belki de yaptığı işin sonunu düşünmeden hareket etmesidir.
Belki yalnızca kendi çıkarlarını gözetmesi, başkalarıyla çatışan bir benlik inşa etmesidir.
Belki eleştirilmekten korktuğu için kendi sesini bastırmasıdır.
Belki yalnız kalmamak adına kendinden vazgeçmesidir.
Belki başkalarının yönlendirmesiyle kendi yolunu unutmasıdır.
Belki hiçlik duygusunun içinde kaybolmasıdır.
Belki çaresizlik korkusuyla adım atamamasıdır.
Belki “ya yapamazsam?” sorusunun gölgesinde kalmasıdır.
Ya da belki tüm bunların birleştiği o derin özgüven eksikliğidir…
İnsan, hayatı boyunca bu nedenlerin birçoğuyla karşılaşır. Ve çoğu zaman farkında olmadan kendi “keşke”lerini inşa eder. Oysa insanın en büyük esareti, dış dünyadan değil, kendi zihninden doğar. “Keşke” dediği her an, aslında geçmişte susturduğu cesaretin yankısıdır.
Burada “siz” dediğimde yalnızca bireyi kastetmiyorum. Çünkü insan, tek başına var olan bir varlık değildir. Ailesiyle, dostlarıyla, öğretmenleriyle, iş hayatındaki insanlarla bir bütündür. Bu ilişkiler, insanın kimliğini şekillendirir. İnsan, kabul ettiği değerler kadar var olur. Ve o değerler zamanla onun ayrılmaz bir parçasına dönüşür.
Bu yüzden hiçbir şeyi “boş ver” diyerek geriye itmeyin. Çünkü her ihmal, ileride bir “keşke” olarak karşınıza çıkabilir. Aksine, hatalarınızın üzerine gidin. Onları anlamaya çalışın. Çünkü insan, en çok düştüğü yerden kalkmayı öğrendiğinde güçlenir. Her hata, doğru kullanıldığında bir rehber olur. Ve o rehber, sizi daha sağlam bir geleceğe taşır.
Unutulmaması gereken en önemli şeylerden biri de şudur: “Keşke”ler, çoğu zaman yeni “keşke”lerin başlangıcıdır. Eğer fark edilmez ve üzerine gidilmezse, bir pişmanlık zincirine dönüşür. Bu yüzden aldığınız kararların arkasında durmayı öğrenmelisiniz. Bir noktada yanlış yaptığınızı fark ettiğinizde, hemen vazgeçmek yerine durup düşünmelisiniz. Kendinize bir şans daha vermelisiniz. Çünkü vazgeçmek, çoğu zaman pişmanlığın en hızlı yoludur.
Elbette bu yolda yalnız olmayacaksınız. Sizi durdurmaya çalışanlar olacak. “Yapamazsın” diyenler, “boşuna uğraşıyorsun” diye fısıldayanlar… Ama unutmayın, insanın en büyük sınavı başkalarına karşı değil, kendi içindeki şüpheye karşı verdiği mücadeledir. Eğer bu mücadelede ayakta kalabilirseniz, işte o zaman “keşke”lerin sizi esir almasına izin vermezsiniz.
Çünkü insan, değerlerine sahip çıktığı sürece güçlüdür. Ve güçlü bir insan, geçmişine bakarken pişmanlık değil, ders görür.
“Hataların çoğu, ya şüpheyle atılan adımlardan ya da ‘keşke’ sözcüğünün esaretinden doğar.”
“Çaresiz değilsiniz; yalnızca çoğu zaman çareyi görecek kadar cesur değilsiniz.”
“Umuda yolculuk etmek isteyen insan, önce umudu görmeli; sonra onu yaşamına katacak cesareti bulmalıdır.”
Zühtü Soylu
Blogun hayırlı olsun Zühtü. Bu güzel yazıların devamını diliyorum. Bir çok konuda "keşke" diye düşünsek de önemli olan gayretle yola devam etmektir. Sonuçları biz yönetemyiz çünkü. Ama irademizin hakkını vermek bize kalmış. Başarılar diliyorum.
YanıtlaSilTeşekkür ederim murat bey.
YanıtlaSilHedeflerimi gerçekleştirme adına çalışmalarımda ilk adımları atmıştım. Buda bu adımlar içerisinde ilklerden bir tanesi. Yazar olmak benim için çok daha güzel olur inşallah. "Hedefler engel tanımaz."
Bende size atölye çalışmalarınızda başarılar dilerim. İnşallah daha da güzel olur.