1. AİLE
Ailenin tanımını yapabilmek çok basit bir düşünce olarak zihni meşgul edebilir. İnsanlığın sınanıp denendiği, eğitildiği, büyütüldüğü ve örnek bir kişilikle teşkil edildiği bir yapıya da aile dememiz gerekmez mi? Aile içinde bireysel sorumluluklar yüklenebiliniyorsa, sosyal sorumluluk bilinciyle de topluma karşı sorumluluk duygusu yüklenebilmelidir. Çünkü bireyler bir aile içi olgunlaşma aşamasından geçmektedir. O nedenle yapılması gerekenlerle birlikte yapılmaya teşvik edilecek tutum ve davranışlar aile içindeki bireye sorumluluk bilinciyle yüklenebilmelidir.
Ailenin zihinlerde yer aldığı model;
- Aile, iki kişinin bir evlilik bağıyla bir birlerine yükümlü olduğu en küçük aile yapısı olarak bilinir. Buna çocuklarda eklenince aile ‘çekirdek aile’ olarak bir isim kazanır ve aile olgusu kendisini göstermekte,
- Aile, her daim eğitimin ilk basamağı olarak bilinmekte,
- Aile, sosyal bir güç olmakla birlikte kişiye bir olgunluk değeri katmakta,
- Aile, birey ve toplum tarafından saygı duyulmaya en müsait bağ olmakta,
- Aile, çocuklarla bir değer kazanmakla birlikte, çocuklara bir ferdin adını kazandıran sosyal bir denge gücü olmakta,
- Aile, çocukların şahsi bir değeri olmakta,
Aile toplum tarafından bunlar gibi birçok tanımla dile getirilebilir. O nedenle aile yapısıyla ilgili düşünce zeminleri her zaman aynı kavramlarla ve anlayışla dile getirilmektedir. Ailenin bunlarla sınırlı kalmadığını ve aile içinde bir düzlem, olgu ya da anlayış olduğunu anlamak ve hissetmek sorumluluk bilincini ilk planda tutmakla anlaşılabilir.
2. AİLE TEORİSİ
Değer Arz Etme İlişkisi
Bireyin aile içinde bir değeri olmalı, kabul edilir ve saygı görür bir değerden bahsediyoruz. Birey aile içinde anne, baba veya çocuk bu üç önemli kişide ailenin bir parçası olduğunu hissedebilmeli. Aksi bir durum düşünüldüğünde aile içinde çatışmalar sorunlar baş gösterebilir.
- Baba, eşe ve çocuğa karşı ikilemde kalacak davranışlardan uzak durmalı ve ailedeki düzen ve kurgu anlayışında sorumluluklarının bilinciyle hareket edebilmeli. Aynı zamanda aile üzerinde gerek erkek olmasıyla gerekse sorumluluk bilinciyle, aileyi her türlü zorlukta ve kolaylıkta sabırlı olmaya teşvik edebilmeli.
- Anne, eşe ve çocuğa karşı şeffaflığıyla ve ince düşüncesiyle yaklaşabilmeli. Kendisi üzerinde koruyucu bir sıfata sahip olduğunu unutmadan ailenin en sıcakkanlı bireyi olduğunu hissettirebilmeli.
- Çocuk, anne ve babaya karşı saygıyı en üst düzeyde tutabilmeli. Aynı zamanda anne ve babasından aldığı sıcak sevgiyi kendisinde hissedip çevresine de bunu hissettirebilmeli.
Güven ve Sadakat İlişkisi
Güven ile aile bireyi bir birine karşı sorumluluk duygusuyla bağlanır ve gerçek değerleriyle sorumluluklarının bilinciyle hareket edebilir. Bu gibi durumlarda güven ailenin bir birine olan bağlarını kuvvetli kılar ve bu bağlarla sahiplik duygusu kendisini gösterir. Aile bireyleri ne kadar bir birine sadakat ile yaklaşırsa o derece sorunsuz bir yaşam gözlenir. Unutulmamalıdır ki aile bireylerini ayakta tutan ve sarsılmaz halde koruyan en önemli olgu güvendir.
Sadakat içinde aile bireyleri doğruluk değerleriyle yaşadıkları süre içerisinde bağımsız hareket etmeyi ikinci plana atabilir. Bununla birlikte de aile içinde grupça karar alınır ve o karar doğrultusunda hareket edilir. Böylelikle de bağımsız hareket etmenin ötesinde daha sadık ve doğru bir iletişim kurma yöntemi olan ‘birlikte karar verme ve uygulama’ kendisini gösterir.
Yakınlık İlişkisi
Aile içinde en çok dikkat çeken ve üzerinde durulması gereken en önemli konu aile içi yakınlık ilişkisi olarak tanımlanabilir. Şöyle söylemek ve açıklamak gerekirse sistem içinde sistem oluşturulmalı. Kısacası aile en küçük bireylerden oluşan bir sistem olmakta, buna ilave olarak aile içi yakınlık ilişkisi kurulabilir. Böylelikle de aile içinde bireyler bir birlerine sıkı bir bağ ile bağlanabilir. Anne ve baba bir birlerine karşı yakın, sıcak ve ilgili oldukları sürece aradaki ilişki de o derece sağlam temeller üzerine atılmış olur.
Güler yüz Doğru iletişim
Bireylerin ilgi ve odak noktası arasında akla gelen en önemli unsur yüz algısı olarak dile getirilebilir. Bireyler hissettiklerini yüz algılarına yansıtmaktadırlar;
- Mutluluklarını – Gülerken,
- Hüzünlerini – Ağlarken,
- Dertlerini – Durgunken,
- Sinirli hallerini – Asık yüzlerinden,
Bu ve bunun gibi yüz algılarıyla bireylerin içsel tutum ve davranışlarını algılamak mümkün olabilir. 0 yüzden aile içinde bireyler bu tür ruh hallerini daha çabuk kavrayabilecekleri için bu hususta dikkat etmek gerekir. Aile bireyinde baba’nın canı sıkkın ise bu durumu eşi ile paylaşarak can sıkıntısını en aza indirgeyebilir. Aile içerisinde güler yüzlü olmak her zaman sağlıklı iletişim kurmakla eş değerdir. Düzgün ifadelerle konuşmak, etkili ve açık ifadeler kullanmak, bunlarla birlikte güler yüz ve tatlı dille cümlelerin ifade edilmesi olgunluk seviyesinin bir göstergesidir. O nedenle bu unsurlar iletişim dilinde güler yüze etki eden ve mutluluk hissi taşıyan bir takım unsurlardır.
Ait Olma İlişkisi
Ait olma ilişkisi; aile için bir kuvvet olmakla birlikte dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli unsurdur. Birey kendisini aile içinde bir parça olarak hissedebilmeli. Aile içerisinde anne, baba veya çocuk sıfatını kazanmak ve o ailenin parçası olarak kendini kabul görmek her daim ilişkileri sağlam kılar. Doğru yerde olduğunu düşünerek güvende olduğunu ve kendisi olarak teslimiyeti seçmek aitliğin değerleri olabilmelidir. Aile içinde bir birey olmak teslimiyetlikten geçmektedir.
Maddi Yükümlülük İlişkisi
Maddi yükümlülük ilişkisi; aile bireyleri olarak bir sıfat kazanılmış olmak o birey içerisinde yemesi, içmesi, giyinmesi, eğlenmesi ve mutlu olmasına vesile olan bir diğer unsura maddi yükümlülük ilişkisi diyebiliriz. Çünkü bir bağ oluşmaktadır ve bu bağın maddi giderleri karşılaması gerekmektedir. O nedenledir ki ihtiyaçlar karşılandığı sürece bireyler tatmin edilir. Buda kişisel bağlamda maddi ihtiyaçların karşılandığı süre içerisinde bireyi maddi yükümlü ilişkilerde rahat kılar.
Sağlık ve Güvenlik ilişkisi
Sağlık deyince genelde hafife alınmayacak ve çok değerli olduğunu düşündüğümüz bir can akla gelir. Bu yüzden aile içinde de ilk akla gelecek olan aile bireylerinin sağlık durumları olur. Bu durum karşısında sosyal güvenceler ile aile bireyleri kendilerini garanti altına almak için sosyal haklarına özenle dikkat etmeli. Bu durumlar göz önünde bulundurulursa sağlık için ilk planda sosyal haklar garanti altına alınabilir.
Aynı zamanda aile bireyleri için güvenlik ihtiyaçları çok önemlidir. Her ne olursa olsun aile bireyleri can güvenliğini garanti altına almakla yükümlüdür. O nedenle barınacakları bir evleri, yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılayacakları bir evde yaşamaları gerekmektedir. Aile bireyleri bu sorumluluklarının bilinciyle bir birlerine sahiplik duygusuyla yaklaşıp en ufak bir tehlikede gerekli tedbirleri almalıdırlar.
3. HOŞGÖRÜLÜ BİR AİLE YAPISI
Hoşgörü ile süslü bir aile yuvasına sahip olmayı kim istemez ki?
Mücadele ruhunun olduğu, sevginin, saygının, mutluluğun, güler yüzün, içtenliğin ve tebessümlerin olduğu bir hoşgörü anlayışına sahip olabilmek. Aile içerisinde en güzel zamanlarda ve en hüzünlü anlarda bile hoşgörü yaklaşımını ortaya koyabilmek çok önemli bir değerdir.
Hoşgörüye Dair;
- Hoşgörü, kendini bilebilmek,
- Hoşgörü, tutum ve davranışlarını bilebilmek,
- Hoşgörü, haddini bildirmekten öte haddini bilmek,
- Hoşgörü, anlayış biçimi,
- Hoşgörü, hatalardan ders çıkarma yolu,
- Hoşgörü, masumiyetin simgesi,
- Hoşgörü, tebessümün arzusu,
- Hoşgörü, ruhun dışa yansıması,
- Hoşgörü, yüz algısının ifadesi,
- Hoşgörü insanın en önemli sevgi anlayışı,
Hoşgörü bu ve bunun gibi güzel anlamlarla insanın ruh güzelliğini ortaya sermekle kalmıyor aynı zamanda mutluluğun güzel dilini de ortaya sermektedir. Aile içi iletişimde de hoşgörü o derece çok değerli olduğu için aile yapısının en önemli kavramı olarak zihinlerde yer edinmelidir.
4. DÜRÜST BİR AİLE İLETİŞİMİ
Aile içinde dürüst bir iletişim kurabilmek için yapılması gereken aslında bellidir.
- Özünde bir birey olabilmek,
- Doğrularla ve yanlışlarla sözünün arkasında durabilmek,
- İkilemde kalmadan özgür düşüncelerle hareket edebilmek,
- Sorgulanmak gerekiyorsa doğrularıyla sorgulanabilmek,
- Yanlışlarla mücadele edebilmek,
- Yok yere gönül kırmamak,
- Tutarlı olabilmek,
- Tedbirli hareket edebilmek,
- İletişim dilini kullanabilmek,
- Pozitif algılarla öne çıkabilmek,
- Tutum ve davranışlarda rahatlıkla hareket edebilmek,
- Kuşkucu olmamak,
Dürüst bir iletişim için tüm benlik ile iletişime geçilmeli. Böylelikle aile içi iletişim gücünde doğru bir yol ve doğru bir iletişim gücü elde edilebilir. Ne kadar dürüst bir iletişim gücü elde edilirse o derece saygı ve sevgi bağı oluşur.
Şöyle bir açıklamaya gerek duyulursa; İletişimin temel direklerini sağlam zemine atmakta yarar vardır. Çünkü sağlam zemine atılan temeller o derece sağlam olur ve yıkılma olasılığı en azdır. Dürüstlük sağlam zemine atılmış direkler arasında en dik olanı olmakla birlikte, göze hoş gelen ilk direk olabilme özelliğini de kendinde bulundurabilmeli.
Saygılarımla,
Zühtü SOYLU
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder