18 Ekim 2010

Sonbahar Aşkı

Sonbahar Aşkı, yaprakların döküldüğü otların kuruduğu bir mevsim olan bu sonbaharda yaşanması zor ama tutkulu bir sevgiye bürünen bir gençti. Hani Sonbahar deyince güneşin etkisinin daha az hissedildiği, serin ve yağışlı günlerin arttığı bir mevsim akla gelir ya öyle bir şey işte. Bütün zorlukların başladığı bir mevsimde neler yapılabilir ki! İnsanların soğuktan korunmak için evlerinde sıcak bir odada yeme içme ihtiyaçlarını karşılaması mı dersiniz? Hayvanların sığınak araması mı, yiyecek ihtiyaçlarını karşılamak için göç etmeleri mi? Her şeyin kurumuş olması ve yerini yağmura bırakıp zorluklarla mücadele edilme sürecini başlatması mı? Sizce hangisi Sonbahar mevsimin en zor sürecidir. Hepsi desek olur mu? Evet hepsi ve daha fazlası olduğunu unutmayalım.

Adına Aşk mı dersiniz bilmiyorum ama şimdi o Sonbahar mevsiminde Aşık olan adına “Sonbahar Aşkı” dediğimiz o gencin Sonbaharda yaşadığı Aşkına bakmaya ne dersiniz?
Sonbahar Aşkı

Teslimiyetin eşiğinde bir genç kendisine şöyle seslenmeye başladı;

“Aşk Teslimiyettir. Ben sana teslim ettim kalbimi emanetim ellerinde ona iyi bak olur mu?”

“Aşk teslimiyettir” deyip kendisini Aşk’a teslim eden bu genç bir süre kendisini dinlemeye başladı. Ne yapsa aklından çıkmayan kör kütük dedikleri bir Aşk’ın eşiğinde kendisini buldu. Günler bir birini arka arkaya takip ettikçe bu gençte günler gibi her gün yeniden doğuyordu. Her gün Güneş’in doğuşunu beklemeye başladı. Aslında sonbaharda Güneş kendisini Yağmur bulutlarına bırakmıştı. Oysa bu genç her günün doğuşunda kendisine Güneş’i olarak sevdiği insanı seçmişti. Her gün ilk günaydın dediği tek Güneş’i oydu.

“Günaydın” diyor her günün ilk ışığında aklında hep onun ismi var. Bir gün bu “Sonbahar mevsiminde Aşka tutulacağını hiç düşünmeyen bu genç artık öyle bir tutku içindeki sevgisini yaşamak için tüm umuduyla hayata dolu dolu bakıyor.

Bazen; “Provası yok bu temiz Aşk ile yaşayan Hayatın. Ne yeniden doğup yaşamayı mümkün kılacak ne de içine girdiğim bu Aşk’ın dışına çıkabilecek cesaretim kalmıştı.” Aşk’a teslimiyetini bu tür cümlelerle dile getirip arada mutlu olmasını da teslimiyette görüyordu.

İlk defa düşmüştü böyle bir Aşk’ın içine ne yapmak istese eli ayağına dolaşıyor yerinde duramıyordu. Günün birinde karşısına yaşlı bir amca çıktı ve aralarında uzunca bir konuşma geçti:

Yaşlı Amca: Hayırdır evlat neyin var?

Sonbahar Aşkı: Yok bir şeyim amca ne olabilir ki?

Yaşlı Amca: Evlat sen önceden çok güler, eğlenir ve insanları mutlu ederdin. Oysa şimdi o mutlu çocuktan eser yok. Şimdi anlat bakalım ne oldu, anlat da derdini öğrenelim.

Sonbahar Aşkı: Amca seviyorum hem de çok seviyorum. Onu düşünmekten onu kendime inandırmaktan başka bir şey düşünemiyorum. Sizce ne yapmalıyım? Bunun bir çözüm yolu var mı?

Yaşlı Amca: Sevgi hafife alınmaz evlat önce sabretmek gerekir sonra zamanla beklemek.

Sonbahar Aşkı: Anlamadın amca ben çok seviyorum dedim. Beklemek nerden çıktı?

Yaşlı Amca: Merak etme evlat doğru anladım. Bak ne güzel diyorsun “Ben çok seviyorum” diye. “Allâh kuluna kafi değil mi? (Zumer/36)” Bak ne güzel demişler değil mi? “Ve sen yine denendiğinde ve yine kalbin daraldığında ve yine bütün kapılar yüzüne kapandığında ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde Uzun uzun düşün ve hatırla yaratanını.” Şükret içindeki sevgin için. Çünkü her şükür senin için bir dua olacaktır. Kimseye küsüp kırılma sevgi içinde var olduğu sürece unutmayasın ki sevdiğin hep aklında olsun.

Sonbahar Aşkı: Doğru diyorsun amca ama bak benim adım bile “Sonbahar Aşkı” tıpkı bir sonbahar mevsimi gibi hayatı zorlaştırıyorum. Buna ne diyeceksin? Ben senin gibi çok güzel de düşünemiyorum. Bak gördüğün gibi çok yorgun ve halsizim.

Yaşlı Amca: Bak evlat insanlar için neler yaptığını düşün. Bir insanı mutlu edebilirsin, üzebilirsin, yorabilirsin, eğlendirebilirsin veya kendinden soğutabilirsin ama unutma bunları sen istemediğin sürece kimse de yaptıramaz. Sitem dolu bir çocuk değilsin tamam genç olabilirsin ama unutma her sabrın sonu hayırlıdır. Sen neşeni, eğlenceni ve güler yüzünü koruduğun sürece sevilir saygı görürsün. Yok üzülür büzülürsen içine kapanırsan kimse senin varlığını kabul etmez.

Sonbahar Aşkı: Amca yapma böyle bana da hak vermen gerekmez mi? Hem düşünsene ben çok sevdiğim halde neden kavuşamıyorum. Ben sevdiğime helal gözle bakarken ona dokunmaktan korkarken neden kavuşamıyorum. Yoksa sevdiğim benim sevgime inanmıyor mu?

Yaşlı Amca: İnanıyor evlat. Merak etme öyle bir zaman gelecek ki oda seninle sevgisini yaşayacak. Yalnız önce yapman gereken şeyleri unutmamalısın. Sabır ve zaman ile sevgini Dua’larınla koruyacaksın. Kulluk görevlerini yapacaksın, insanlara elinden geldiğince yardımcı olacaksın ve hep şükretmesini bileceksin. Eğer sen şükredip sabırla sevgiyi beklersen Allâh senin dualarını karşılıksız bırakmaz ve hakkında hayırlısını nasip eyler. Unutma bugün sevdiğini söylüyorsun oysa önemli olan yarınlar içinde sevebilmektir. Sevgine sahip çık evlat “Seni Seviyorum” derken kalbinden geldiği gibi hareket et. Unutma sevgini teslim etmişsin sen ama değerini korumak ve sabırla beklemekte senin en büyük sorumluğundur. Sevgine sadık olmaya devam et unutma “Allâh kuluna kafi değil mi? (Zumer/36)”

Sonbahar Aşkı: Senin düşüncelerin benim içimi okur gibi amca dediklerini yapmak istiyorum. İnan bunları yapacağım hem ben sevdiğime söz verdim onu ömrümce bekleyeceğim. Her şeyinle iyisin hoşsun amca ama sen kimsin? Ben seni daha önce buralarda görmediğim halde sen beni gördüğünü söyledin. Oysa ben seni hiç görmedim. Ne iş yaparsın kimsin?

Yaşlı Amca: Bende senin gibi Allâh’ın yaratmış olduğu bir kul’um evlat. Merak edilecek kişide değilim sen sevdiğin insanı merak et onun buna daha çok ihtiyacı var. Sen sevgine sadık ol umudunu Dua ile koru ve Allâh’a tevekkül et. Gerisini düşünme hayırlısını istemesini bilmeniz yeterlidir. Allâh’tan hayırlısını isteyip Dua ettiğiniz sürece sizi yanlışa itecek bir düşünce olamaz. Yeter ki bunların bilinci ile hareket edip sevgine sadık ol.

Bu sözlerden sonra “Sonbahar Aşkı” kafasını kaldırıp “Yaşlı Amca”-ya bir şey sormak istedi ama “Yaşlı Amca” çoktan gözlerden kaybolmuştu.

Sonra derin derin düşünmeye başlayan “Sonbahar Aşkı” bir yere oturup şöyle söylenmeye başladı;

“Ben sevgim için teslimiyeti kabul ettim bu doğru olarak benim yapabileceğim en güzel şeydir. Şunu da unutmamalıyım ki ben Dua ile sabrımı her zaman koruyacağım. Böylelikle zamanla olan mücadelemde sevgimde ne bir eksilme olacak ne de bir korku.”

Bu sözlerden sonra “Sonbahar Aşkı” her aldığı kararda yaşamını daha sıkı bir bağlılıkla sürdürmeye başladı. Böylelikle de içinde olduğu sevgisine ne kadar sadık kalacağının da sözünü vermiş oldu. Dua ile başlayacak her yeni günde zamanının yanına sabrını ekleyerek sevdiğini beklemenin sözünü çoktan vermiş oldu. Her gün güneşin doğması gibi kendi güneşini koruyup her gün izleyip koruyacak. Öyle ki nice sevgiler temizliğin içinde büyük bir mutluluktur.

Mutlu olmak ve mutlu etmek dileğiyle;

Zühtü SOYLU



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder